Üniversitemizde İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy Başlıklı Konferans Düzenlendi


İstiklal Marşı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabulünün 97.nci yılı ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü dolayısıyla Üniversitemizde “İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy” başlıklı konferans düzenlendi.

Rektörlük Büyük Salonda düzenlenen “İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy” başlıklı konferansa Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Murat Türk, Genel Sekreter Yardımcısı Necati Gök, Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi  (TÖMER) Müdürü Yrd. Doç. Dr. Abdullah Demiral, Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Sema Özher Koç, Yrd. Doç. Dr. Ali Doğaner,  Tekstil, Giyim, Ayakkabı ve Deri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Halil Özdemir, İç Denetçi Akın Yener, Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı İ. Savaş Dündar, İdari ve Mali İşler Daire Başkanı Dilek Birdar ile çok sayıda Üniversitemiz öğrencisi katıldı.

Konferansta konuşan Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yunus Kaplan, “Geçmişte yeni bir İstiklal Marşı yazılmasının gündeme gelmesinde Batı medeniyetine canavar denilmesi, Türk kelimesinin metinde geçmemesi, lidere karşı herhangi bir övücü ifadenin kullanılmaması ve şiirin 10 kıta gibi uzun bir metne sahip olması gibi sebeplerden dolayı bir ihtiyacın doğduğu düşünülerek yarışma tertip edilmiş ama bu yarışma akamete uğruyor. İkinci bir defa da 1937 yılında tekrar bu konu gündeme gelir. O günlerde akıllara ilk gelen isim Necip Fazıl Kısakürek’tir. Ona gidiliyor ve onun İstiklal Marşı yazmasını istiyorlar. Necip Fazıl Kısakürek ise bu yarışmaya sadece kendisinin katılması halinde kabul edeceğini ifade ediyor. Necip Fazıl Kısakürek, o dönemde Doğu Marşı’nı yazıyor. 1938 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatı dolayısıyla bu şiir de Atatürk’e gösterilemiyor. Böylece ikinci bir defa denenen İstiklal Marşı yazma fikri akamete uğramış oluyor. Mehmet Akif Ersoy yurda dönünce bu yeni gelişmelerden haberdar oluyor. Bunun sorulması karşısında Mehmet Akif Ersoy şöyle cevap veriyor; “O günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Bin bir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hâtırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. O'nu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değil, milletin malıdır. Benim, millete en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın.” dedi.

Mehmet Akif Ersoy’un aruzun son büyük şairleri arasında olduğunu ifade eden Kaplan, “Hayatı tamamen vatan millet, milli ve manevi değerlerin canlı tutulması ve Türk milletinin eskide kalan özelliklerine meziyetlerine sahip olması amacıyla hayatını bu davalara adayan Mehmet Akif aynı zamanda Türk Edebiyat tarihinin iyi bir şairi olarak karşımıza çıkmaktadır. Aruzun Türk aruzu olduğu dönemde Mehmet Akif, Yahya Kemal, Ahmet Haşim gibi şairler aruzun son büyük şairleri olarak gösterilmektedir.” dedi.

Konferans, Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yunus Kaplan’a Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Murat Türk tarafından Teşekkür Belgesi takdim edilmesi ile sona erdi.